Yazı Boyutu

Şeytanın Tuzakları

Şeytan'ın Tuzakları

Şeytan bize tesir edebilir mi? Çok kolay tesir edebilir. Çünkü başlangıçta tüm insanların nefslerinde afetler nefsi %100 işgal etmiş durumda. Nefsin başlangıç muhtevasına baktığımızda, nefs sadece afetlerden oluşmuştur. Afetler Allah’ın bütün emirlerine mutlaka karşı çıkan, bütün yasaklarını mutlaka yerine getiren bir özellik taşırlar. Öyleyse, nefsimizin afetleri ve şeytan aynı paraleldedirler.

Şeytan bizlerin Allah’ın bütün emirlerine mutlaka karşı çıkmamızı, yasak ettiği fiilleri ise mutlaka işlememizi ister. Nefsimiz başlangıçta %100 afetlerden oluştuğu için şeytanın bir dediğini iki ettirmez. Zaten nefsin afetleri de aynı şeyi istiyor, emirleri yapmamak, yasakları işlemek. Allah hepimizi bir eşitlikle çıkarıyor, geceyle gündüz birbiriyle eşit. Nefsimizin afetleri 12 saatlik geceyi, ruhumuzun hasletleri 12 saatlik gündüzü ifade ediyor. Gündüzle gecenin dengede olduğu gün 12 saat gece, 12 saat gündüz olur.

İşte hayata tüm insanlar böyle bir standartta başlar. Ruhlarının kalbi %100 hasletlerle doludur. Yani Allah’ın tüm emirlerini mutlaka yerine getirmek isteyen, yasaklarını da asla işlemek istemeyen bir özellik taşır ruhumuzun hasletleri. Ne oldu? Nefsimiz ve ruhumuz yüz üzerinden yüzle birbirine zıt iki ayrı hüviyet taşır. Ruhumuzun hasletleri Allah’ın bekçisidirler, nefsimizin afetleri şeytanın bekçisidirler. Ve aklımız Allah’ın bütün emirlerinin devamlı çiğnendiği, yasak ettiği her fiilin ise rahatlıkla işlendiği bir ortamda şuur kazandığı için (akıl her ortamda ayrı bir şuur kazanır), bu sebeple o ortamın standartlarının uygulayıcısı olmuştur yıllardan beri ve bu alışkanlık içerisinde nefsin tüm taleplerini yerine getirmek üzere akıl nefse izin verir. Her olayda nefsle ruh kavga halindedir. Başlangıçta diyalektik bir kavga hayatınızın her saniyesini kaplar. Allah emirler vermiştir, namazlar kılınacaktır, oruçlar tutulacaktır, zekatlar verilecektir, zikr yapılacaktır, kelime-i şahadet getirilecektir, başkalarında yardımcı bulunulacaktır, infak edilecektir, adalet yerine getirilecektir. Allah neyi emretmişse şeytan onları mutlaka yasaklar. Allah neyi yasaklamışsa şeytan onu mutlaka emreder.

İşte şeytanı oradan tanırsınız. Aslında şeytanı tanımanız çok kolay. Allah’ın emirlerini ve nehiylerini artık çok iyi biliyorsunuz. Neyi emretmiş, neyi yasaklamış? Allah’ın emirlerini içinizdeki bir ses yapmamanız istikametinde size tesir etmeye çalışıyorsa bilin ki o şeytanın sesidir. Doğuşunuzdan beri size musallattır, ölümünüze kadar da sizinle beraber olacak ve size mutlaka yanlışlıklar yaptırmaya çalışacaktır. Hac Suresi’nin 53. ayeti kerimesinde Allah, Nebilere bile şeytanın bir şeyler ilka etmeye çalıştığını ama Allah’ın şeytanın o tesir etmeye çalıştığı unsuru sildiğini söylüyor.

22 / HAC – 53: Li yec’ale mâ yulkış şeytânu fitneten lillezîne fî kulûbihim maradun vel kâsiyeti kulûbuhum, ve innez zâlimîne le fî şikâkın baîd(baîdin).

Kalplerinde maraz (hastalık) olan ve kalpleri kasiyet bağlamış (kararmış ve sertleşmiş) olanlara, şeytanın ilka ettiği (ulaştırdığı) şeyi fitne (imtihan) kılmak içindir. Ve muhakkak ki zalimler, elbette uzak bir ayrılık içindedirler (Sıratı Mustakîm'den uzaklaşmışlardır, ayrılmışlardır).

Ama daimi zikre ulaştıktan sonra, vazgeçmeyen bu mahluk artık sizin elinizde bir oyuncak olur. Hiçbir dediğini size yaptıramaz, tam aksini işleyerek onu devamlı huzursuz ederseniz. Eğer kozlar onun elinde olsaydı huzursuz olacak olan siz olacaktınız.

Öyleyse ne görüyoruz? Bir taraftan tüm emir ve yasakları yerine getirmek, öbür taraftan da emir ve yasaklarına karşı çıkmak. Ruhunuz Allah’ın tüm emirlerini yerine getiren, yasaklarını işlemeyen, nefsiniz ise Allah’ın tüm yasaklarını işleyen, emirlerini yerine getirmek istemeyen bir hüviyettedir. Yapıları yüz üzerinden yüz, hem negatif hem pozitif cepheden birbirine zıt düşer. Öyleyse kavga kaçınılmazdır ve insanın içinde bir diyalektik kavga her zaman var olacaktır. Ne zamana kadar var olacaktır? Ta ki nefsinizdeki tüm afetler daimiz zikr neticesinde yok olsun ve hepsinin yerini ruhunuzun hasletlerine eş olan faziletler alsın. Aldı, ne olur? Ruhunuz da nefsinizdeki hasletler de yüzde yüz Allah’ın tüm emirlerine itaat eder. Aynı noktada, ruhunuz da nefsiniz de Allah’ın tüm yasaklarına riayet ederler.

Şeytan artık size tesir edebilecek bir özelliğin sahibi değildir. Şeytanı iyi tanıyın, şeytan şu kainattaki en büyük düşmanınızdır. Allah Yasın 60-61’de buyuruyor ki:

36 / YASİN – 60: E lem a’had ileykum yâ benî âdeme en lâ ta’budûş şeytân(şeytâne), innehu lekum aduvvun mubîn(mubinun).

Ey Âdemoğulları! Ben, sizlerden şeytana kul olmayacağınıza dair ahd almadım mı? Muhakkak ki o (şeytan), size apaçık bir düşmandır.

36 / YASİN – 61: Ve eni’budûnî, hâzâ sırâtun mustekîm(mustekîmun).

Ve Ben, sizden Bana kul olmanıza (dair ahd almadım mı?) Bu da Sıratı Mustakîm (üzerinde bulunmak)tır.

Ne diyor Allah, şeytana kul olmaktan kurtulun ve bana kul olun. Ne demek istiyor Allah? Diyor ki; “Başlangıçta sizi bir eşitlik seviyesinde yarattım, nefsinizde afetlerle ruhunuzdaki hasletler eşit seviyededir. Kulvara bu şartla çıkarsınız, hayatınızın bundan sonraki kesiminde yapacaklarınızı siz kendiniz tayin edin. Yalnız Ben nefsinize emir verdim”

95 / TİN – 4: Lekad halaknel insâne fî ahseni takvîm(takvîmin).

Andolsun ki Biz, insanı (nefsini), ahseni takvim içinde (nefs tezkiyesi ve tasfiyesi yaparak en güzele ulaşabilecek özellikte) yarattık.

95 / TİN – 5: Summe redednâhu esfele sâfilîn(sâfilîne).

Sonra onu, esfeli safiline (en sefil hale, nefsinin karanlıklarına) iade ettik (çevirdik).

Ne diyor Allah; nefsi bir takvim içerisinde güzellerin en güzeline dönüşebilecek şekilde yarattık. Nedir güzellerin en güzeli? Nefsinizin kalbinin %100 afetlerden temizlenmiş olması ve 12 mertebede müzeyyen olması hali. Allah böylelikle size söylemiş oluyor ki, “bu nefsinizdeki afetlerle yaratıldınız ama ahsene ulaşmakla vazifelisiniz. Bu benim emrimdir. Yapmadınız, ahsen olmuyorsunuz, benim istediğim istikamette çalışmıyorsunuz, o zaman gideceğiniz yer esfeli safilindir (alt kat cehennemlerden bir tanesi).”

Öyleyse şeytan ne ister? Hepinizin ama hepinizin kendisiyle beraber cehenneme gitmenizi ister. Peki şeytan cehennemde mi olacaktır, kesin. Bakınız ne diyor Allah:

14 / İBRÂHÎM – 22: Ve kâleş şeytânu lemmâ kudıyel emru innallâhe veadekum va’del hakkı ve veadtukum fe ahleftukum, ve mâ kâne liye aleykum min sultânin illâ en deavtukum festecebtum lî, fe lâ telûmûnî ve lûmû enfusekum, mâ ene bi musrihikum ve mâ entum bi musrıhıyy(musrıhıyye), innî kefertu bi mâ eşrektumûni min kabl(kablu), innaz zâlimîne lehum azâbun elîm(elîmun).

Şeytan, emir yerine getirildiği zaman şöyle dedi: “Muhakkak ki; Allah, size “hak olan vaadini” vaadetti. Ve ben de size vaadettim. Fakat ben, vaadimden döndüm. Ve ben, sizin üzerinizde bir güce (sultanlığa, yaptırım gücüne) sahip değilim. Sadece sizi davet ettim. Böylece siz, bana icabet ettiniz. Artık beni kınamayın! Kendinizi kınayın! Ve ben, sizin yardımcınız değilim. Siz de, benim yardımcım değilsiniz. Gerçekten ben, sizin beni ortak koşmanızı daha önce de inkâr ettim. Muhakkak ki; zalimlere acı azap vardır.”

Öyleyse, Allah söz vermiştir ve sözünü mutlak olarak tutar. Şeytan da söz verir, hiçbirini tutmaz. Şeytanın umurunda da değildir sözünü tutmak. Neden bu kadar rahatlıkla dilediğini yapıyor, çünkü kurtuluşu yok. Her halükarda mutlaka cehenneme gidecek. Ama insanlardan çoğunu, ne yazık ki %90’dan fazlasını da kendisine kul edeceği de kesin. Nasıl kul edecek? Yani insanların (insanların %90’dan fazlası) davranışlarının %50’den fazlası hep onun istediği biçimde olacak. İnsanlar Allah’ın emirlerine karşı çıkacaklar, yasaklarını rahatlıkla işleyecekler ve böylelikle şeytanın güdümünde olacaklar.

Öyleyse şeytana dikkatle bakın, en büyük düşmanınız, onu tanıyın. Her an bir kuvvet size Allah’ın emirlerini yapmamak istikametinde tesir etmeye çalışır, işte o şeytandır. Her an size bir kuvvet Allah’ın yasak ettiği fiilleri işlemeniz için telkinde bulunur, işte o şeytandır. Doğuşunuzdan itibaren şeytan size ilham vermektedir. İçinizde devamlı onun sesini duyarsınız, aslında kendi düşüncenizin sesi zannedersiniz. Sizin düşüncenizin sesi sessiz sestir.

17 / İSRA – 64: Vestefziz menisteta’te minhum bi savtike ve eclib aleyhim bi haylike ve recilike ve şârikhum fîl emvâli vel evlâdi vaıdhum, ve mâ yaiduhumuş şeytânu illâ gurûrâ(gurûren).

“Ve onlardan güç yetirdiklerini, sesinle aldat. Atlıların ve yayalarınla onları bağırarak yönlendir (cehenneme sevket). Evlâtlarında ve mallarında onlara ortak ol. Ve onlara (yalan şeyler) vaadet.” Şeytanın vaadettikleri gurur (aldatma)dan başka bir şey değildir.

7/A'RÂF-27: Yâ benî âdeme lâ yeftinennekumuş şeytânu kemâ ahrece ebeveykum minel cenneti yenziu anhumâ libâsehumâ li yuriyehumâ sev’âtihimâ innehu yerâkum huve ve kabîluhu min haysu lâ terevnehum innâ cealneş şeyâtîne evliyâe lillezîne lâ yu’minûn(yu’minûne).

Ey Âdemoğulları! Şeytan, sizin ebeveyninizi (anne ve babanızı), onların ayıp yerlerinin görünmesi için elbiselerini soyarak, cennetten çıkardığı gibi sakın sizleri de fitneye düşürmesin. Muhakkak ki; o ve onun kabilesi (topluluğu), sizin onları göremeyeceğiniz yerden sizi görürler. Muhakkak ki; Biz şeytanları mü’min olmayanlara dost kıldık.

Gelin bir denem yapalım. Şu anda birkaç defa içimizdeki sesle, sessiz sesimizle dilimizi de kımıldatmadan Allah diyelim. Eğer Allah dediyseniz içinizden, sesinizi tanıdınız, dilinizi kımıldatmadınız ama Allah dediğinizi hissettiniz. İşte o içinizdeki sestir, o sizin sesiniz. Kendi iradenizle yaptığınız için bu sesin sizin iç sesiniz olduğu kesin. Ama iradenizin dışında içinizdeki bir sesin size Allah’ın emrettiği şeylerin yapılmamasını telkin ettiğini duyarsınız, hissedersiniz. İçinizdeki ses demin duyduğunuz kendi içinizdeki sesin çok benzeri, aynısı değil. Ama bu sinsi mahluk çok iyi bir taklitçi. Sureti haktan gözükerek, sizi mahvetmek, Allah’ın karşısında mahçup etmek için elinden gelen hiçbir gayreti esirgemez. Acaba arkasında ne var? Arkasında Adem (AS) a olan hıncı, O’na karşı olan intikam hisleri var.

Biliyorsunuz Allah bir Halife yaratacağını, Adem (AS) ı, insanı yaratacağını söylüyor.

2 / BAKARA - 30 : Ve iz kâle rabbuke lil melâiketi innî câilun fîl ardı halîfeh(halîfeten), kâlû e tec’alu fîhâ men yufsidu fîhâ ve yesfikud dimâ(dimâe), ve nahnu nusebbihu bi hamdike ve nukaddisu lek(leke), kâle innî a’lemu mâ lâ tâ’lemûn(tâ’lemûne).

Ve Rabbin meleklere: “Muhakkak ki Ben, yeryüzünde bir halife kılacağım.” demişti. (Melekler de): “Orada fesat çıkaracak ve kan dökecek birisini mi yapacaksın? Biz Seni, hamdinle tesbih ve Seni takdis ediyoruz.” dediler. (Rabbin de): “Muhakkak ki Ben, sizin bilmediklerinizi bilirim.” buyurdu.

Adem (AS) ı organik hüviyete dönüşebilecek olan bir toprak çeşi olan salsalinden şekillendiriyor.

15 / HİCR – 26: Ve le kad halaknel insâne min salsâlin min hamein mesnûn(mesnûnin).

Andolsun ki; Biz insanı, “hamein mesnûn olan salsalinden” (standart insan şekli verilmiş ve organik dönüşüme uğramış salsalinden) yarattık.

Ondan sonra da bütün cinlere ve meleklere Adem (AS) a secde etmelerini emrediyor.

38/SÂD-72: Fe izâ sevveytuhu ve nefahtu fîhi min rûhî fe kaû lehu sâcidîn(sâcidîne).

Böylece onu sevva ettiğim ve onun içine ruhumdan üflediğim zaman, derhal ona secde ederek yere kapanın!

Bu esnada şeytanın meleklerle orada bulunduğu kesin. O mevcutsa, meleklerin arasında başka cinler de var olmalı ama Allah şeytanla beraber başka cinlerin olduğundan bahsetmiyor. Bir açıdan böyle bir düşünceye kapılıyoruz. Allah Taha 123’te diyor ki

20 / TAHA – 123: Kâlehbitâ minhâ cemîan ba’dukum li ba’dın aduvv(aduvvun), fe immâ ye’tiyennekum minnî huden fe menittebea hudâye fe lâ yadıllu ve lâ yeşkâ.

(Allahû Tealâ şöyle) dedi: “İkiniz oradan (aşağı) inin! Hepiniz (şeytan ve siz), birbirinize düşman olarak. Bundan sonra Benden size mutlaka hidayet gelecek. O zaman kim hidayetime tâbî olursa artık o, dalâlette kalmaz ve şâkî olmaz.”

Aşağı inen bizim bildiğimiz sadece Adem (AS) ile Havva Anamız, cennetten kovulan onlar. Ama “hepiniz birden” diyor Allah. O zaman anlıyoruz ki Adem (AS) ve Havva Anamızla beraber başkaları da aşağı gönderilmiş. İşte bu dizaynda cinlerin de Allah’ın huzurundan, cennetten dünyaya indirildiğini anlıyoruz.

Şimdi Allah diyor ki; ben Adem (AS) ı yarattım, ona şekil verdim, şimdi ona ruhumdan üfürdüm. Ona semi (işitme hassası), fuat (idrak hassası)ve basar (görme hassası) verdim.

32 / SECDE – 9: Summe sevvâhu ve nefeha fîhi min rûhihî ve ceale lekumus sem’a vel ebsâre vel ef’ideh(efidete), kalîlen mâ teşkurûn(teşkurûne).

Sonra (Allah), onu dizayn etti ve onun içine (vechin, fizik vücudun içine) ruhundan üfürdü ve sizler için sem'î (işitme hassası), basar (görme hassası) ve fuad (idrak etme hassası) kıldı. Ne kadar az şükrediyorsunuz.

Ruhu üfürdükten sonra diyor ki onun önünde secde edin. Yani Allah’tan bize verilen bir emanet var, bizim şeklimizi alıyor bize üfürüldüğü için ve Allah’a geri dönmesi üzerimize tam 12 defa farz. İblis Adem (AS) a secde etmeyi reddediyor ve diyor ki, “çamurdan yarattığım bu mahluka mı secde edeceğim, secde etmem, beni dumansız ateşten onu çamurdan yarattın, öyleyse ben ondan üstünüm”.

38 / SAD - 73 : Fe secedel melâiketu kulluhum ecmaûn(ecmaûne).

Bunun üzerine meleklerin hepsi birden secde etti.

38 / SAD - 74 : İllâ iblîs(iblîse), istekbere ve kâne minel kâfirîn(kâfirîne).

İblis hariç ki, o kibirlendi ve kâfirlerden oldu.

38 / SAD - 75 : Kâle yâ iblîsu mâ meneake en tescude limâ halaktu bi yedeyy(yedeyye), estekberte em kunte minel âlîn(âlîne).

(Allahû Tealâ): "Ey iblis! Ellerimle (kudretimle) halkettiğim şeye secde etmenden seni men eden (şey) nedir? Kibirlendin! Yoksa sen yücelerden mi oldun?" dedi.

38 / SAD - 76 : Kâle ene hayrun minh(minhu), halaktenî min nârin ve halaktehu min tîn(tînin).

(İblis): "Ben, ondan daha hayırlıyım. Beni ateşten, onu tînden (nemli topraktan, balçıktan) yarattın." dedi.

Neden şeytan değil de insan üstündür? Çünkü insanda Allah’tan gelen ve Allah’a tekrar geri dönecek olan bir varlık var, ruh. İşte o ruh sebebiyle biz insanlar cinlerden de, şeytanlardan da Allah’ın indinde üstünüz. İnsandan başka kainatta hiçbir varlık ruh taşımıyor vücudundan, sadece insan. Ne melekler, ne cinler, ne kuşlar, canlı olarak düşündüğünüz ne varsa, hiçbiri Allah’a tekrar geri dönebilecek olan bir ruh taşımıyorlar.

Şimdi İblis’in düşmanlığının ortaya çıkışına bakalım. Ne diyor İblis, “beni dumansız ateşten onu çamurdan yarattın, öyleyse ben ondan üstünüm”. Diğer taraftan, Allah Kuran-ı Kerim’de İblis cinlerdendi diyor.

18 / KEHF – 50: Ve iz kulnâ lil melâiketiscudû li âdeme fe secedû illâ iblîs(iblîse), kâne minel cinni fe feseka an emri rabbih(rabbihî), e fe tettehızûnehu ve zurriyyetehû evliyâe min dûnî ve hum lekum aduvv(aduvvun), bi'se liz zâlimîne bedelâ(bedelen).

Ve meleklere, “Âdem'e secde edin.” demiştik. İblis hariç, hemen secde ettiler. O cinlerdendi. Böylece Rabbinin emrini (yapmayarak) fıska düştü. Hâlâ onu ve onun zürriyyetini (neslini), onlar sizin düşmanınız (olduğu halde), Benim yerime dostlar mı ediniyorsunuz? Zalimler için ne kötü bir bedel (cehennem).

Cin olduğu kesin İblis’in. Ama ona Allah ilmi ledunundan vermiş. İblis zulmani bir fizik ötesi ilmin sahibi. Kim büyü, hüddam öğrenirse, işte bunlar, manyetizma, hipnotizma, bunların hepsi şeytanın öğretileri. Büyü bir takım dualarla negatif dalga boyları yaymak suretiyle fevkler yaparak insanları negatif dalga boylarıyla huzursuz etme ilmi. Hüddam size cinleri insanların üzerine saldırtarak insanları huzursuz etme, sıkıntıya sokma ilmi.

Öyleyse, şeytanın söylediği söze dikkatle bakın. Allah diyor ki, “ona ruhumdan üfürdüm, şimdi ona secde edin.” O secde etmiyor. Allah da diyor ki; “seni secde etmekten men eden nedir, bu yüzden seni huzurumdan kovuyorum, bu yüzden seni sonsuza kadar cehennemde bırakacağım, sen kafirlerden oldun.” İblis de kovulmaya falan razı, cehenneme gitmeye de razı ama Adem (AS) dan mutlaka intikamını almak istiyor. Allah’ın emrine rağmen secde etmiyor. Allah emrediyor şeytana ve tüm meleklere ve melekler secde ediyor ama şeytan nefsi olan bir varlık. Cezasına da mükâfatına da muhatap olacağını bile bile, Allah’ın emrine, Allah’ın huzurunda Allah’ı görerek, Allah’ın sözlerini duyarak Allah’a isyan ediyor, itaat etmiyor. Adem (AS) a secde etmiyor, Allah’ın huzurumdan kovuldun, seni sonsuza kadar cehennemde cezalandıracağım demesine karşılık olarak İblis diyor ki;

17 / İSRA – 61: Ve iz kulnâ lil melâiketiscudû li âdeme fe secedû illâ iblîs(iblîse), kâle e escudu li men halakte tînâ(tînen).

Ve meleklere: “Âdem (A.S)'a secde edin!” dediğimiz zaman iblis hariç hemen secde ettiler. (İblis): “Ben, senin topraktan yarattığın kimseye mi secde edeyim?” dedi.

17 / İSRA – 62: Kâle e raeyteke hâzellezî kerremte aley(aleyye), le in ahharteni ilâ yevmil kıyâmeti le ahtenikenne zurriyyetehû illâ kalîlâ(kalîlen).

(İblis) dedi ki: “Senin görüşüne göre, benim üzerime (benden daha) mükerrem (ikram edilmiş, şerefli) kıldığın kimse bu mu? Eğer beni kıyâmet gününe (kadar) tehir edersen (ertelersen), onun zürriyetinden (neslinden) pek azı hariç, mutlaka bana (kendime) tâbî kılacağım.”

Şeytan bunu nasıl yapıyor?

7/A'RÂF-16: Kâle fe bimâ agveytenî le ak'udenne lehum sırâtekel mustekîm(mustekîme).

(İblis): “Bundan sonra, beni azdırman sebebiyle, mutlaka Senin Sıratı Mustakîmin’e onlara karşı (mani olmak için) oturacağım.” dedi.

7/A'RÂF-17: Summe le âtiyennehum min beyni eydîhim ve min halfihim ve an eymânihim ve an şemâilihim, ve lâ tecidu ekserehum şâkirîn(şâkirîne).

Sonra, elbette onlara, önlerinden, arkalarından, sağlarından ve sollarından geleceğim ve onların çoğunu şükredenlerden bulmayacaksın.

7/A'RÂF-18: Kâlehruc minhâ mez'ûmen medhûrâ(medhûren), le men tebiake minhum leemleenne cehenneme minkum ecmaîn(ecmaîne).

(Allahû Tealâ): “Kınanmış (hor görülmüş) ve kovulmuş olarak oradan çık!” dedi. “Elbette onlardan kim sana tâbî olursa, mutlaka sizin hepinizden cehennemi (tamamen) dolduracağım.”

Peki İsra 62’de bahsedildiği üzere, şeytan insanların çoğunu kendisine tabi kılmış mı? Evet, kesin. İnsanların pek çoğunu, %90’dan fazlasını Allah diyor Sebe 20’de:

34 / SEBE – 20: Ve lekad saddaka aleyhim iblîsu zannehu fettebeûhu illâ ferîkan minel mûminîn(mûminîne).

Ve andolsun ki iblis, onlar üzerindeki zannını (hedefini) yerine getirdi. Böylece mü'minleri oluşturan bir fırka (Allah'a ulaşmayı dileyenler) hariç, hepsi ona (şeytana) tâbî oldular.

Öyleyse olaya dikkatle bakın. Müminleri oluşturan bir fırka. Bu ayeti duyan sahabe Peygamber Efendimiz (SAV) e sahabe soruyor; “Ey Allah’ın Resulu, kaç fırka”. Efendimiz (SAV) 73 diyor. Sahabe; “Gerçekten tek bir fırka mı kurtulacak”. Efendimiz (SAV); “Evet. İsmi, Fırka-ı Naciye. Sahabe; “Bunların hususiyetleri ne?”. Efendimiz (SAV); Onlar da sizin ve benim gibi Sıratı Müstakim üzerinde olanlardır”. Ve bakıyoruz Kuran’a bu hadis sahih mi diye? Tam olarak Kuran’la uyuşuyor.

6 / EN'AM – 153: Ve enne hâzâ sırâtî mustekîmen fettebiûh(fettebiûhu), ve lâ tettebiûs subule fe teferreka bikum an sebîlih(sebîlihi), zâlikum vassâkum bihî leallekum tettekûn(tettekûne).

Ve muhakkak ki; bu, Benim mustakîm olan yolumdur. Öyleyse ona tâbî olun. Ve (başka) yollara tâbî olmayın ki; o taktirde sizi, onun yolundan ayırır. İşte böyle size onunla vasiyet etti(emretti). Böylece siz takva sahibi olursunuz.

Allah’ın yegane yolu Sıratı Müstakim’dir ve ancak Sıratı Müstakim’e tabi olanların Allah’ın ahdini gerçekleştirebildiğini ayeti kerime ifade ediyor. Allah’ın ahdi, ruhun, fizik vücudun, nefsin ve iradenin teslimini muhtevasına alır. Bu dört teslimin art arda bir bütünü oluşturduğunu görüyoruz.

Öyleyse Allah’ın emirleri belli. Peki şeytan ne demişti? Onların Sıratı Müstakiminin üzerine oturacağım. Sıratı Müstakim ruhumuzu Allah’a ulaştırdığımız yolun adı, bu yola oturacak şeytan.

4 / NİSA – 175: Fe emmellezîne âmenû billâhi va’tesamû bihî fe se yudhıluhum fî rahmetin minhu ve fadlın ve yehdîhim ileyhi sırâtan mustekîmâ (mustekîmen).

Allah'a âmenû olanları ve O'na sarılanları (sarılmayı dileyenleri), Allah kendinden bir rahmetin ve fazlın içine koyacak ve onları, Kendisine ulaştıran Sıratı Mustakîm'e (Allah'a ulaştıran yola) hidayet edecektir, ulaştıracaktır.

Ve onların önlerinden, arkalarından, sağlarından ve sollarından onlara tesir etmeye çalışacağım ve bana kıyamete kadar izin verirsen, sana garanti ederim ki onların pek azı hariç onları kendime tabi kılacağım. Peki yapmayı başarıyor mu İblis? Evet, işte Enam Suresinin 153. ayeti kerimesi Allah’ın ahdinden insanların ne kadar uzak olduğunu gösteriyor. 73 fırkanın 72’si Sıratı Müstakim’in dışında, sadece Sıratı Müstakim üzerinde olanlar kurtulacaklar.

Sıratı Müstakim 4 Sıratı Müstakim’den oluşur. Ruhunuzun, fizik vücudunuzun, nefsinizin ve iradenizin Sıratı Müstakim’i. 4 Sıratı Müstakim için de aynı şey söz konusudur, dördü de Sıratı Müstakim’dir ve kim Sıratı Müstakim’deyse geri kalan 72 fırkanın dışındadır.

Sıratı Müstakim başlangıçta kuvve Sıratı Müstakimi’dir. Yani fiili olarak kişinin ruhu vücudundan ayrılıp Allah’a ulaşmamıştır ama kim Allah’a ulaşmayı dilemişse artık o Sıratı Müstakim üzerindedir. Bu başlangıç Sıratı Müstakim’i bir işaret taşıyor. Burada kişinin Allah’a ulaşmayı dilemesi yeterli. O kişi artık Sıratı Müstakim üzerinde sayılıyor. İyi ama ruhu vücudundan ayrılmamış, kişi nefs tezkiyesine başlamamış. Tamam hepsi doğru ama o kişinin o andaki durumu nasıl sadece düşünceyse, kuvvet platformunda o kişi Allah’a ulaşmayı diliyorsa, bu dileğin tabi neticesi olarak da o kişi Sıratı Müstakim’dedir. Çünkü kim Allah’a ulaşmayı dilerse mutlaka Allah onu kendisine ulaştıracak, Allah’ın sözü var. İşte Şura Süresinin 13. ayeti kerimesi.

42 / ŞURA – 13: Şerea lekum mined dîni mâ vassâ bihî nûhan vellezî evhaynâ ileyke ve mâ vassaynâ bihî ibrâhîme ve mûsâ ve îsâ, en ekîmûd dîne ve lâ teteferrekû fîh(fîhi), kebure alel muşrikîne mâ ted’ûhum ileyh(ileyhi), allâhu yectebî ileyhi men yeşâu ve yehdî ileyhi men yunîb(yunîbu).

(Allah) dînde, onunla Hz. Nuh'a vasiyet ettiği (farz kıldığı) şeyi (şeriati); “Dîni ikame edin (ayakta, hayatta tutun) ve onda (dînde) fırkalara ayrılmayın.” diye Hz. İbrâhîm'e, Hz. Musa'ya ve Hz. İsa'ya vasiyet ettiğimiz şeyi sana da vahyederek, size de şeriat kıldı. Senin onları, kendisine çağırdığın şey (Allah'a ulaşmayı dileme) müşriklere zor geldi. Allah, dilediğini Kendisine seçer ve O'na yöneleni, Kendisine ulaştırır (ruhunu hayatta iken Kendisine ulaştırır).

Allah’a insanların ulaşacağı bir ortam… Sevgili kardeşlerimiz, öyleyse insanların 73 fırkasından 72’sinin gideceği yer ne yazık ki cehennem. Bir tek fırka kurtulacak sadece, Sıratı Müstakim’in üzerinde olanlar, yani Allah’a ulaşmayı dileyenler. Dileyen kişi 4 Sıratı Müstakim’in birden üzerindedir. Ruhu Allah’a ulaşmak üzere 14. basamakta vücudu terk edecektir, o zaman gerçek bir Sıratı Müstakim üzerinde olacaktır. Fizik vücut kemal derecelerinde olgunlaşmaya başlayacak, şeytanın tesiri giderek azalacaktır. Şeytanın en çok kızdığı insanlar Allah’ın yolunda olanlardır, en çok kızdığı kişi de her devirdeki huzur namazının imamıdır, insanların kurtuluşuna sebebiyet verdiği, şeytanın elinden avlarını, kurbanlarını kurtardığı için.

Öyleyse, Allah’ın koyduğu ölçülere bakalım. Ne diyor Allah, bir Allah’a ulaşmayı dileyeceksiniz, dilerseniz cennete dilemezseniz cehenneme gidersiniz. Şimdi şeytanın tuzaklarından önemli birisindeyiz. Allah açık bir şekilde diyor ki:

10 / YUNUS – 7: İnnellezîne lâ yercûne likâenâ ve radû bil hayâtid dunyâ vatme'ennû bihâ vellezîne hum an âyâtinâ gâfilûn(gâfilûne).

Muhakkak ki onlar, Bize ulaşmayı (hayatta iken ruhlarını Allah'a ulaştırmayı) dilemezler. Dünya hayatından razı olmuşlardır ve onunla doyuma ulaşmışlardır ve onlar âyetlerimizden gâfil olanlardır.

10 / YUNUS – 8: Ulâike me'vâhumun nâru bimâ kânû yeksibûn(yeksibûne).

İşte onların kazandıkları (dereceler) gereğince varacakları yer ateştir (cehennemdir).

Kim bu insanlar, Allah’a ulaşmayı dilemeyenler. Allah bu kadar açık ve net olarak bunu söylüyor Kuran-ı Kerim’de. Sevgili kardeşlerim şeytanın tuzağının ne kadar geçerli olduğunu göstermek için size misal vermek istiyorum. Bugün dünya üzerinde İslam dinini öğreten yüzlerce üniversite var. Bu üniversitelerin hiçbirinde Allah’a ulaşmayı dilemek diye bir kavramdan bahsedilmez. Öyleyse şeytan tuzağını kurmuş mu, mükemmel bir şekilde. İyi ama bu Kuran-ı Kerim’deki bir ayet, nasıl oluyor da yüzlerce üniversitenin öğretim üyelerinin hepsi bundan habersiz. Çok basit, çünkü dinlerini Kuran’dan öğrenmiyorlar. Şeytan asırlardan beri insanlara diyor ki; sakın Kuran’a bakmayın, siz Kuran’ı anlayamazsınız, madde bir. Madde iki çarpılırsınız, Kuran’a bakıp da O’nu yorumlamaya kalkmayın sakın, böyle yaparsanız çarpılırsınız. Siz kim, Kuran-ı Kerim kim diyor şeytan.

Şimdi, sevgili kardeşlerim, zaten Kuran-ı Kerim Arap lisanıyla yazılmış, Arap harfleriyle, Arapça. Dolayısıyla Arap olmayan tüm insanlar için Kuran- Kerim anlaşılması güç bir kitaptır. Araplar için de kolay değildir, onlar da sadece lafzı öğrenirler ve lafzı öğrendikleri için de hiçbir zaman bütünü hakkında bir bilginin sahibi olamazlar. Peki İblis ne yapmış? Kuran- Kerim’deki ayetleri değiştirmeyi Allah yasak etmiştir.

15 / HİCR – 9: İnnâ nahnu nezzelnez zikre ve innâ lehu le hâfizûn(hâfizûne).

Muhakkak ki; zikri (Kur'ân-ı Kerim'i) Biz indirdik. O'nun koruyucuları (da) mutlaka Biziz.

Yani Allah şeytanın Kuran- Kerim’in yazılarını, harflerini değiştirmesine müsaade etmiyor. Şeytan da bunu çok iyi biliyor. Son derece kurnaz olan bu mahluk ne yapıyor öyleyse? Bütün o üniversitelerdeki öğretim heyetlerinin Kuran- Kerim’deki bu hakikati bilmemesini temin ediyor. Ömrü mü, ta Adem (AS) ın devrinden kıyamete kadar yaşayacak, sonrasında da sonsuz sene cehennem hayatını yaşayacak, yani hep yaşayacak. Kıyamete kadar geçen devrede hep Allah’ın söylediklerini unutturacak formüller oluşturmuş. Ne yapmış? İnsanlara, Kuran- Kerim’i anlayamayacaklarını söylemiş. Peki Araplar? Arapların dili Arapça ama onlar da Kuran- Kerim’i ne yazık ki anlayamaz. Lafzını mana olarak anlayacaktır ama lafzın ötesinde ruhu hiçbir zaman anlayamayacaktır. Nitekim günümüzde 23 tane Kuran- Kerim Meali satılıyor ve bu meallerin hiçbiri lafzın ötesine geçemiyor.

Ruhuna Allah sizi sokarsa, ruhuna girebilirseniz Kuran- Kerim’in, Kuran-ı Kerim her şeyi ihtiva eder. Kuran-ı Kerim 7 safhadan oluşur. 7 amenu olmak var, 7 hidayet var, 7 felah var, 7 rıza var ve Kuran-ı Kerim’in muhtevasına baktığınız zaman bu 7’li sistemlerin 7 ayrı boyutta tahakkuk ettiğini görürsünüz. 7 tane takva var Kuran-ı Kerim’de, 7 tane kulluk var. Sevgili kardeşlerim, hep aynı kelimeyi kullanıyor Allah, amenu kelimesini kullanıyor ama ayetin muhtevasından amenuların farklı dizaynlarından, Kuran-ı Kerim’in 28 basamağının neresinde olduğunu çıkartıyorsunuz. Bunu çıkartabilmeniz için size bunu Allah’ın öğretmesi lazım.

Şimdi Arapça dilini öğrenen din öğreticileri, diyorlar ki biz Arapça yı biliriz, Kuran-ı Kerim’i de biliriz. Bilebildikleri sadece lafzıdır. Yani 28 basamaklık bir skala üzerinde, 1. takva Allah’a ulaşmayı dileme noktasındadır, 1. takva. 2. takva ruhu Allah’a doğru yola çıkardığınız noktadadır, 14. basamak. 3. takva, ruhunuzu Allah’a ulaştırdığınız noktadadır, 21. basamak. 4 takva fizik vücudunuzu Allah’a teslim ettiğiniz noktadadır, 25.basamak. 5. takva, nefsinizi Allah’a teslim ettiğiniz noktadadır, 27. basamak. 6. takva irşada ulaştığını noktadadır, 28. basamağın 4. kademesi. 7. takva iradenizi Allah’a teslim ettiğiniz noktadadır, 28. basamağın 5. kademesi. Ama hepsi takva olarak geçiyor ve alın bakalım şimdi Türkiye’deki 23 tane Kuran-ı Kerim mealini ve içinde takva geçen ayetleri tek tek tetkik edin. Hepsi “Allah’tan korkun” diye, tüm takvaları lugatta öyle yazdığı için hep 7 kademede insanların cehennemden kurtulduğu noktadan başlayan en alt kademede takvadan, ruhun, vechin, nefsin ve iradenin teslimini içeren takvaya kadar olan kesimlerde hiçbir ayırımdan haberleri yok.

Kuran-ı Kerim’de 7 tane amenu olma işlemi olduğundan ve onun da takvalarla aynı basamaklarda oluştuğundan haberleri yok. Felahın da aynı basamaklarda oluştuğundan haberleri yok. Teslimin de aynı safhalarda oluştuğundan haberleri yok. Rızanın her seferinde o basamaklardan bir evvelki basamaklarda oluştuğundan haberleri yok.

Öyleyse Araplar da Peygamber Efendimiz (SAV) zamanında Arapça biliyorlardı ama bütün sahabe Peygamber Efendimiz (SAV)’den öğrendiler Kuran-ı. Öyleyse Kuran’ın ruhuna giriş, Allah’ın öğretisidir. Şeytan da insanları işte böyle kandırır. Takva kelimesini Allah’tan korkmak parantezine aldırır, yedi kademe takvanın hepsinde Allah’tan korkma kelimesiyle devreye girildiği için, insanlar bunun 28 basamaklı bir merdivenin çok değişik basamaklarından bir tanesi olduğunu akıllarına bile getirmezler.

Zor değil, alın inceleyin, hiçbirinde bir ayırım yok. Allah 7 cennetten bahseder, 7 kademenin her birisini için ayrı bir cennet söz konusu. 7 felahın her birisi için ayrı bir cennet söz konusu. Peki şeytan ne yapıyor, son derece basit. İnsanların kurtuluşuna mani olmayacak mı, hedefi bu değil mi? Öyleyse kurtuluşa müteallik olan tüm faktörleri devreden çıkarması lazım. Kuran-ı değiştiremez, değiştirmesi mümkün değil ama önünde geniş zaman var. Binlerce, onbinlerce yıldan beri İblis insanların düşüncelerini kitaplara aktarmalarını sağlamış ve Allah’ın yazdırdığı kitapların tamamen dışında bir ilim oluşmuş zaman içerisinde. Ruhuna giremedikleri için, 7 safhadan haberleri olmadıkları için insanlar hep kavramların lugat manasıyla hareket etmişler ve ilişkisini hiçbir zaman kuramamışlar.

2 / BAKARA – 78: Ve minhum ummiyyûne lâ ya’lemûnel kitâbe illâ emâniyye ve in hum illâ yezunnûn(yezunnûne).

Onlardan bir kısmı ümmîlerdir. Onlar (Allah'ın) Kitabı'nı bilmezler, sadece emaniyyeyi (kişilerin yazdığı kitapları) bilirler. Ve onlar sadece zannediyorlar.

2 / BAKARA – 79: Fe veylun lillezîne yektubûnel kitâbe bi eydîhim summe yekûlûne hâzâ min indillâhi li yeşterû bihî semenen kalîlâ(kalîlen), fe veylun lehum mimmâ ketebet eydîhim ve veylun lehum mimmâ yeksibûn(yeksibûne).

Yazıklar olsun onlara ki; elleriyle kitap yazarlar, sonra da (emaniyye bilgiler içeren) bu yazdıklarını az bir bedel (para) karşılığında satmak için: “Bu, Allah'ın indindendir.” derler. Yazıklar olsun onlara, elleriyle yazdıkları şeylerden dolayı. Yazıklar olsun onlara, kazandıkları şeyler sebebiyle.

Onun için bizim Allah’tan öğrendiğiniz Kuran ayetlerine ait olan açıklamalar gösteriyor ki, Kuran’da 7 ayrı safha var, 7 ayrı cennet, 4 tane teslim. Öyleyse hepsi farz mı? Evet hepsi farz. Bundan 14 asır evvel bütün sahabe bunları yaşamışlar. Nasıl yaşamışlar, şeytanın onlara tesir etmesine Allah müsaade etmemiş. Peygamber Efendimiz (SAV) hayatta ve sahabe O’na tabi oluyor. Sahabe önce Allah’a ulaşmayı diliyor ve sonra Peygamber Efendimiz (SAV)’e tabi oluyor. Sahabenin Allah’a yöneldiği Zümer 17’de kesinleştirilmiş.

39 / ZUMER – 17: Vellezînectenebût tâgûte en ya’budûhâ ve enâbû ilâllâhi lehumul buşrâ, fe beşşir ıbâd(ıbâdi).

Ve onlar ki; taguta (insan ve cin şeytanlara) kul olmaktan içtinap ettiler (kaçındılar, kendilerini kurtardılar). Çünkü Allah'a yöneldiler (Allah'a ulaşmayı dilediler). Onlara müjdeler vardır. Öyleyse kullarımı müjdele!

Hepsi kainatın en büyük mürşidine, Peygamber Efendimiz (SAV)’e tabi olmuşlar, hepsi ruhlarını Allah’a ulaştırmışlar, hepsi ruhlarını Allah’a ulaştırmışlar, hepsi fizik vücutlarını Allah’a teslim etmişler, hepsi nefslerini Allah’a teslim etmişler, hepsi irşada ulaşmışlar, hepsi iradelerini de Allah’a teslim etmişler. İşte İblis 14 asır sonra bu 7 safhayı ve 4 teslimi ortadan kaldırmayı başarmış. İşte böyle bir olayla karşı karşıyayız. İblis Kuran’ı değiştiremiyor, değiştiremezse ne yapması lazım. insanların Kuran’a müracaatını önlemesi lazım. Ve diyor ki siz Kuran’ı anlamazsınız, sakın anlamaya çalışmayın, Allah sizi çarpar.

25 / FURKAN – 30: Ve kâler resûlu yâ rabbi inne kavmîttehazû hâzel kur’âne mehcûrâ(mehcûran).

Ve resûl: “Ey Rabbim! Muhakkak ki benim kavmim, bu Kur'ân'dan ayrıldı (Kur'ân'ı terketti).” dedi.

Allah Kuran okuyor, öğrenmeye çalışıyor diye kimseyi çarpmaz, Allah insanı sebepsiz yere kimseyi cezalandırmaz. İblis torbalar dikmeyi ilham etmiş insanlara. Kuran için torbalar dikilmiş, duvara da bir tane çivi çakmışlar. Torbanın içindeki Kuran’ı asmışlar oraya ve birisi öldüğü zaman onu çıkarıp Yasin okuma üzere. Kuran hükmü bu kadar olan bir kitap olmuş. Oysa ki Kuran hayatınızın her saniyesinde ne yapmanız lazım geldiğini emreden bir özellik taşır.

İblis bunu başarmış, bütün insanları kurtuluşa götürecek olan farz hükümleri insanlara unutturmayı başarmış. Lugat manasından hareket ettirerek, avramların manasını yok etmiş, derinliğini, 7 tane kademeyi anlamalarını hep engellemeye çalışmış ve bunu başarmış. Hiçbir peygambere, peygamber olmayan resule bunu yapamamış. Sahabeye de yapamamış. Ama şu anda da dünyadaki insanların %90’ını Allah’a ulaşmaktan men edebilmeyi başarmış durumda. Tüm İslam üniversitelerinde bu söylediğimiz şeylerin hiçbiri öğretilmez, çünkü bilmiyorlar. Bilmemekte de haklılar, çünkü İblis onlara Kuran’ın öğrenilmesini men etmiş. Dinlerini kitaplardan öğrenmelerini sağlamış, ona mecbur etmiş, onunla hudutlu kılmış ve onunla, yaptıklarıyla iftihar etmelerini, yaptıklarıyla ferahlanmalarını gerçekleştirmiş.

30 / RUM – 31: Munîbîne ileyhi vettekûhu ve ekîmûs salâte ve lâ tekûnû minel muşrikîn(muşrikîne).

O'na (Allah'a) yönelin (Allah'a ulaşmayı dileyin) ve takva sahibi olun. Ve namazı ikame edin (namaz kılın). Ve (böylece) müşriklerden olmayın.

30 / RUM – 32: Minellezîne ferrakû dînehum ve kânû şiyeâ(şiyean), kullu hızbin bimâ ledeyhim ferihûn(ferihûne).

(O müşriklerden olmayın ki) onlar, dînlerinde fırkalara ayrıldılar ve grup grup oldular. Bütün gruplar, kendilerinde olanla ferahlanırlar.

İşte sevgili kardeşlerim, şeytan şu dünyadaki en büyük düşmanınızdır. Kainattaki en büyük düşmanınızdır.

2 / BAKARA – 168: Yâ eyyuhen nâsu kulû mimmâ fîl ardı halâlen tayyiben, ve lâ tettebiû hutuvâtiş şeytân(şeytâni), innehu lekum aduvvun mubîn(mubînun).

Ey insanlar! Yeryüzündeki helâl ve temiz şeylerden yeyin. Ve şeytanın adımlarına tâbî olmayın (izinden gitmeyin). Muhakkak ki o, sizin için apaçık bir düşmandır.

Pek çok gezegende insan türü yaşıyor, dinlerden de Allah’tan da hepsinin haberi var. Onların da arasında Allah’ın resulleri yaşıyor ama şeytan o toplumlarda da insanları gene tuzağına düşürmeyi başarmış.

Öyleyse şeytanın tuzakları bu saydığımız 7 tane hedefi insanlara unutturarak onların bu hedeflerden birincisine dahi ulaşmamasını temin etmeye çalışarak geçiyor, ömrü böyle geçiyor. Ve başarılı, ne yazık ki insanların %90’dan fazlasını kendisiyle beraber cehenneme sürüklemeyi başaracak. Sadece Allah’a ulaşmayı dileyenler hariç, onların sayısı da her devirde toplam insan sayısının %10’undan daima az olmuştur, şeytanın yüzünden. Şeytan bir numaralı düşmanınızdır, sizi kendisiyle beraber cehenneme götürmek için her şeyi yapar. Allah’ın hepinizi şeytanın şerrinden korumasını, Allah’ın emrettiği 7 safhayı da yaşamanızı, hem cennet hem de dünya saadetinin sizlerin olmasını Yüce Rabbimiz’den dileyerek sözlerimizi burada tamamlıyoruz.

Günün Ayeti

Rablerinin âyetlerine inananlar; Rablerine ortak tanımayanlar; Ve Rablerine dönecekleri için yapmakta oldukları işleri kalpleri çarparak yapanlar;
Mu'minun, - 58-60

Hava Durumu

ANKARA ANKARA
BURSA BURSA
İSTANBUL İSTANBUL
İZMİR İZMİR

Online Ziyaretci

Şu anda 1 konuk çevrimiçi

Ezan Vakti

Anket

Allaha ulaşma dileğini hiç duydunuz mu?